Göğüs Estetiği

Göğüs Estetiği:

Estetik cerrahi açısından göğüsler çok önemli iki özelliğe sahipler, birincisi aynı yapıya sahip ama birbirinden tamamen bağımsız iki göğüs var, ve her ne yapılırsa yapılsın her ikisinin birbirine çok yakın olması bekleniyor. İkincisi göğüsler vücuttaki diğer bütün bölgelerden daha fazla “değişkenler”. Yani her ay içerisinde bir ritmi takip ederek büyüyor ve küçülüyorlar, emzirme döneminde günde en az 5 kere iki kat büyüyüp küçülüyorlar, ve her kadın için yıllar içerisinde tanınmayacak kadar şekil ve yapı değiştirebiliyorlar. Bu özelliklerine bir de anatomik olarak hiç bir iskelet desteği olmadan yerçekimine direnme zorunluluklarını da eklerseniz göğüslerin ne kadar büyük bir eziyet çektiklerini daha iyi anlayabilirsiniz.

Estetik Göğüs estetiği ameliyatlarını üçe ayırmak mümkün, büyütme ameliyatları, küçültme ameliyatları ve dikleştirme ameliyatları. Aslında bu üç işlem biraz iç içe geçmiş durumda, küçültülen bütün göğüsler aynı zamanda elbette dikleştiriliyorlar ve dikleştirilen göğüsler genellikle ya biraz büyütülüyor ya da biraz küçültülüyorlar.
Çok kafa karıştırıcı duruyor olabilir ama bunların aslında hiç bir önemi yok, hepsi teknik ayrıntılar. Sizi ilgilendiren tek şey şu olmalı: Siz ne istiyorsunuz? Şikayetiniz nedir? Aynanın karşısına geçtiğinizde elinizle göğüslerinize nasıl bir şekil veriyorsunuz? Bunu sadece siz bilebilirsiniz ve bunun hiç bir kuralı yok. Hayalinize giden yol hangi ameliyatlardan geçecek, bu her cerrah için farklı olacaktır. Örneğin ben kendi adıma meme dikleştirme izlerinden oldum olası kaçınmaya, mümkün olduğu kadar sadece meme protezleri ile meme şeklini oluşturmaya ama iz bırakmamaya çalışıyorum. Bunun bedeli de dikleştirme ameliyatının vereceği “dimdik” görüntüden vazgeçmek oluyor. Diğer yandan da izli bir ameliyatı tercih eden hastalarıma çok daha dik ve dolgun göğüsler yapabiliyorum.

Şimdi tek tek ameliyatlardan bahsedeyim.

1. Göğüs Büyültme Ameliyatı.
Göğsü büyütmek için içeri bir şey eklemek gerekiyor. Elimizde üç seçenek var, silikon protezler, yağ enjeksiyonu, dolgu maddesi.

Silikon protezler en çok tercih edilen seçenek, istediğiniz boyda konabiliyorlar, göğüse bir şekil veriyorlar, ömür boyu kalıcılar ve tek seferde işlem tamamlanıyor.

Yağ enjeksiyonu;
yıllarca meme kanseri tanısına engel olur diye tukaka edildikten sonra bütün dünyada aklandı ve kabul gördü. İyi tarafı aynı zamanda vermediğiniz bir kısım yağınızdan da kurtulmuş oluyorsunuz, yabancı bir madde vücudunuza girmiyor, işlem kolay, yağ iğne ile alınıp iğne ile veriliyor, iz yok, kesi dikişi vs… yok, iyileşme nispeten çok daha hızlı riskler düşük. Kötü tarafı işlemi en az 2 kere, bazen 3-4 kere tekrar etmek gerekiyor. Bir seferde verilebilecek yağ miktarı sınırlı, ve verilen yağların bir kısmı bir kaç ay içerisinde eriyor. Ama kalanlar artık erimiyorlar ve kalıcı olarak kabul ediliyorlar. Ben tavsiye ediyorum ve çok severek yapıyorum, ama çok tercih edilen bir yöntem olmadığı kesin.

Dolgu maddeleri; yakın bir tarihte, bir kaç sene önce piyasaya çıktılar, içlerinde hyaluranic acid var. Bu yüzdeki kırışıklıklara kullanılan en meşhur dolgu maddesi, doğal olarak ta deri içerisinde bulunan çok uzun bir şeker molekülü. Meme dokusu altına iğne ile veriliyor. Avantajı işlemin çok kolay olması. Dezavantajları, zamanla erimesi, her sene yarısı kadar üzerine eklemek gerekiyor, verilen miktarın en küçük meme protezinden bile az olması ve çok pahalı bir yöntem olması. Tavsiye eder misiniz derseniz evet ederim, eğer ameliyat istemiyorsanız, çok büyük bir değişiklik istemiyorsanız, her sene gelip iğnemi yaptırırım diyorsanız ve pahalı olması da sizi engellemiyorsa sizin için gerçekten çok uygun olabilir.

Silikon protezler: Asıl konuşulması gereken konu elbette bu. Protezlerin tipleri var, öncelikle bunları özetleyeyim. Her protezin dışı bir top gibi silikondan oluşuyor. Bu topun içerisi ise su ya da sıvı, yani akışkan, ya da daha sert, akmayan nispeten kendi şekli olan bir silikon ile doldurulmuş. Su dolu protezlerin modası çoktan geçti diyebilirim, üzerinde durmaya bile gerek yok, hep duyduğunuz silikon patlamaları bunlarda oluyordu. İçleri akışkan sıvı silikon protezlerde tarihe karıştı, bunlar silikonun dokulara karışması gibi bir tehlike de taşıyorlardı. Bu gün için kullanılabilecek, ömür boyu garantisi olan protezler içleri akışkan olmayan, kendi şekli olan bir silikon macunu ile dolu olanlar. Bu protezlerin patlama çatlama dertleri nerdeyse hiç yok, çünkü protezleri dolduran silikon protezi ikiye kesseniz bile dışarı akmıyor. Yani bir gün proteziniz patlasa bundan haberiniz bile olmayacaktır, ve her şey ilk günkü gibi sapasağlam durmaya devam edecektir.

Bu protezler genellikle anatomik denilen, bir su damlasına benzeyen ve kendi şekli olan protezler. Bu yüzden “damla” olarak ta biliniyorlar. Bir diğer özellikleri de bu şekillerinden geliyor, bu protezler, özellikle emzirme dönemi sonrası içleri boşalmış göğüslerde, memeye şekil vererek bir taşla iki kuş vurmak gibi bir başarı da gösteriyorlar. Böylece bir çok sefer iz bırakan meme dikleştirme ameliyatlarına gerek kalmamış oluyor.

Ben bu ameliyatı daima meme altından yapıyorum. Koltuk altından da yapmak mümkün ama bu durumda içi su dolu protezler kullanılmak durumunda kalınıyor ve sırf bu yüzden ben pek önermiyorum. Meme ucundan da yapılabilir, ama çok önemli bir sakıncası var ve ben bu şekilde kesinlikle yapmıyorum: birincisi meme ucundan yapılan kesi meme ucunda his kaybı ve bazen de emzirme sorunları yaratabiliyor. İkincisi de meme ucundan konulan protezler meme ucunun hemen altındaki meme bezler ve kanallarının içerisinden geçerek yerleştiriliyorlar ve bu kanallar sanılanın aksine “steril” değiller ve bir mikrop ailesi barındırıyorlar. Yani protez kirleniyor ve bu şekilde yerleştiriliyor. Bu ise uzun dönemde kapsül etrafında sert bir doku oluşmasına, yani kapsül gelişimine neden oluyor.

Protezin nereye konacağı da benim mesleğimde yıllarca çok tartışıldı. Meme dokusunun hemen altında duran, yelpaze gibi bir göğüs kası var, protez bu kasın altına ya da üstüne konulabiliyor. Ama bu tartışma son bir kaç yılda çok azaldı. Artık protezleri kasın ne tam altına ne de tam üzerine koymak zorunluluğunda değiliz. Dual plan denilen bir teknik ile kasın yarı altına yarı üzerine protez konabiliniyor. Bir diğer yeni teknikte kasın üzerinde bulunan ve kalın denebilecek bir zarın hemen altına protezleri yerleştirmek. Bu da çok iyi sonuç veriyor ve kasa çok fazla dokunmadan ameliyat çok daha kolay yapılabiliniyor.

Protezin boyutu da çok önemli. Buna karar vermek için “sizer” denilen ve sadece ayna karşısında deneme yapmanız için üretilmiş protezler var. Bunlar deneyerek ameliyat sonunda yaklaşık olarak nasıl bir boy elde edebileceğinizi görebiliyorsunuz. Bence ameliyatın sorunsuz bir şekilde uzun yıllar rahat edebileceğiniz bir şekilde sonuçlanması için önemli şartlardan biri de çok büyük bir ptotez de ısrar etmemek. Konulan protez ne kadar büyük olursa ilerde sorun yaşama ihtimaliniz de o kadar büyüyecektir.

Ameliyat:
Ben bu ameliyatı koyacağım protezin boyuna göre 5 cm. civarında bir kesi ile yapıyorum. Kesi tam meme altı hattında olduğu sürece uzun dönemde belli belirsiz bir iz ile iyileşiyor diyebilirim.

Ameliyat genellikle 1 saat sürüyor. Genel anestezi şart, ve dren denilen, yapılan kesi hattından dışarıya çıkan ince hortumlar kullanmak nadiren gerekiyor. Alınacak bir dikiş olmuyor, yara yerinde 1 ay kalabilen özel bir bant kullanıyorum ve bu bandı çıkardığım zaman zaten kesi yeri tamamen iyileşmiş oluyor.
Ameliyat gecesini hastanede geçirmek genellikle iyi oluyor, içeriye yabancı bir cisim konduğu için bunun yarattığı baskı ister istemez bir ağrı ve sıkıntı da yaratıyor ve bunun için ağrı kesiciler ilk gece çok önemli.

İyileşme dönemi için, ilk gün istirahat etmeniz şart, ikinci gün sokağa çıkabilir, üçüncü gün genellikle araba kullanacak hatta işe gidecek halde olabilirsiniz diyebilirim. iyileşme dönemi için en şanslı hastalarım doğum yapmış olanlar oluyor. Gögüs dokuları daha esnek olduğu için protezin yarattığı baskıyı vücut daha kolay kabullenebiliyor. en zorlanan, en çok ağrı çeken hastalarım ise ince yapılı ve çok genç hastalarım oluyor. Dokuların sapasağlam ve çok iyi durumda olması protezin üzerindeki baskıyı da arttırıyor ve ağrı daha keskin oluyor. Ama her ihtimalde üçüncü günden sonra her şey normale dönmeye ve sakinleşmeye başlıyor.
Özetle en geç 1 hafta sonra normal hayatınıza dönmüş oluyorsunuz.


Göğüs estetiği hakkında

Göğüs estetiği çok genel bir tanım. Yapılabilecek temel üç tane ameliyat var ve genellikle bunların bir karışımı uygulanıyor.Göğüsler:

1- Dikleştirilebilir
2- Büyütülebilir
3- Küçültülebilir

bunların dışında göğüs uçlarına yönelik bazı ameliyatlar, meme kanseri sonrasında alınan bir göğüsün yeniden yapılması gibi ameliyatlar, hatta erkeklerde hiç hoş durmayan göğüslerde aşırı büyümenin (buna jinekomasti deniyor) tedavisi gibi bir kaç alt başlık daha var. Bol bol da ayıntı var.

Bu sitede hepsine değinmeye çalıştım. Ama ameliyatlar hakkında çok daha detaylı bilgi almak istiyorsanız referans sitem diyebileceğim www.teomandogan.com a mutlaka bakın.

Sormak istediklerinizi bana iletebilirsiniz. Her zaman ben cevap veremeyebiliyorum ama ekibimden birisi sorularınızı mutlaka yanıtlayacaktır. Ameliyat fiyatlarını sizi görmeden vermek çok zor oluyor, sormakta haklı olduğunuzu da biliyorum ama mümkünse önce gelin, ben sizi görüp tam olarak neye itiyacınız olduğuna karar vereyim.



Göğüs büyütme ameliyatı

Önce aklınızdaki sorulara cevap vereyim:

1- Hapla yada kremle göğüslerinizi büyültemezsiniz. Bu tür ilaçlar en iyi ihtimalle bir işe yaramayacaklardır, ama eğer gerçekten aldığınız haplarla göğüsleriniz büyüyorsa bilinki ciddi olarak göğüs kanseri riski altındasınız. Göğüsü büyütebilecek tek şey östrogen hormonudur ve bu da hamilelik ve gelişim dönemleri dışında “kansere sebep olur”. İlacın doğal olmasının da hiç bir önemi yok. Tersini iddia edenlere inanmayın.

2- Göğüslerinizi büyütebilecek tek şey meme büyütme ameliyatı yani silikon meme protezidir. Başka hiç bir yol yoktur.
bu 1 saat civarında süren bir ameliyat. Değişik şekilleri olabiliyor ama hiç bir teknik diğerinden üstün değil. hepsinin iyi ve kötü yönleri tartışılabilir. Genelde iz bırakan bir ameliyat olmadığını düşünebilirsiniz. Özellikle koltuk altından konulan protez ameliyatlarında iz neredeyse olmuyor.

Ameliyat sonrası normal hayata dönmeniz 3-5 gün arasında değişiyor. Çok ağrılı bir ameliyat olmadığı muhakkak ama protezlerin ilk bir kaç gün hatta hafta verdiği bir baskı hissi olduğunu her hastamdan duyuyorum. Siz kendinizi en kötüsüne hazırlayın ama üyük bir ihtimalle göğsünüzde alışık olmadığınız bir histen başka ciddi bir sıkıntınız olmayacak.



Protezler ve ameliyat teknikleri

Silikon protezlerin değişik şekil, marka ve çeşitleri var. Ortak olan özellikleri hepsinin dışı silikon bir torba, içerileri ise su yada silikon ile dolu. En son jenrasyon protezleri içi akmayan, boza kıvamında ama kesilse bile şeklini koruyan silikon ile dolu. Bu protezlerin kedilerine ait bir şekilleri var ve bu yüzden bunlara anatomik ya da damla şekilli deniyor. Ben bu protezlerin çok iyi olduklarını düşünüyorum.

Bir diğer protez çeşidi de içi su dolu olanlar. Bunlarda hala çok iyi bir seçenek. Su doğal bir madde ve ameliyatta da kolaylık sağlıyor. Bu protezlerin içi boş geliyor ve siz çok küçük bir kesi ile yerleştirip sonra içeride su ile doldurabiliyorsunuz. Anatomik protezler ise dolu geliyorlar ve sert oldukları için daha geniş bir kesi ile koymak gerekiyor.

Protezleri eskiden kas altına ya da kas üzerine koymak gibi iki seçeneğimiz vardı. Son bir senedir yarı kas altı yarı kas üstü koymak gibi bir seçeneğimiz daha var. Buna “dual plane” deniyor, yani ikili plan. Bu çok iyi sonuç veren bir teknik.

Protezi koymanın da değişik şekilleri var. Meme ucundan yapılan ameliyatlarda his kaybı ve emzirmede sıkıntı olabildiği için ben neredeyse hiç yapmıyorum diyebilirim. Göğüs altı kesisi bir diğer seçenek. Bu anatomik protez kullanılacaksa mecburi hale geliyor. Size sanki çok iz bırakırmış gibi geliyor olabilir ama aradan bir sene geçince ameliyat izini gömeniz çok kolay değil.

Koltukaltından protez konması da güzel bir tenik. Ama bu şekilde sadece kas altına su dolu bir protez koymak mümkün oluyor. Ameliyat daha çok görmeden yapıldığı için de kontrolü daha az olabiliyor.

Ben en çok göğüs altı “dual plane” aatomik protezleri kullanıyorum ama bu asla bir kural değil ve bir çok hastama değişik ameliyat şekilleri yapmayı tercih edebiliyorum.




Göğüs büyütme ameliyatının riskleri ve zararları

Bu ameliyatın diğer bütün ameliyatlardan en büyük farkı içeriye yabancı bir madde konulmuş olması. Her ameliyatta olabilecek hematom (kan birikmesi) yada iltihaplanma bu ameliyatta da söz konusu olabilir. ama en büyük risk yine de uzun denemede bu protezlerin neden olabileceği reksiyonlar. Bu reaksiyon “kapsül” denilen ve protezin çevresini kaplayan sert bir doku ile sonuçlanabiliyor ve bazı sınırlı tadavilerden sonra tek çare protezleri tamamen çıkarmak olabiliyor. Yeni jenerasyon protezlerin kapsüle karşı daha dayanıklı olduklarını biliyoruz ama risk az da olsa hala var.

Herşey yolunda giderse bu protezlerin size bir zararı olmuyor. Örneğin emzirmenize engel değiller, her türlü sporu yapabilirsiniz. Son derece dayanıklıdırlar ve patlamaları sadece dış katmanlarının yorgunluğu ile olabilir. sizin bunu önlemek için yapmanız yada yapmamanız gereken bir şey yok. Bence yapacağınız en önemli şey en iyi protezi talep etmek.